Tapu İptal ve Tescil Davası Hangi Durumlarda Açılır?
Tapu sicilinde yer alan bir kaydın, gerçek hukuki durumu yansıtmaması hâlinde başvurulan en temel hukuki yol, tapu iptal ve tescil davasıdır. Bu yazıda bu davanın hukuki dayanağını, hangi sebeplerle açılabileceğini, taraflarını ve zamanaşımı meselesini kapsamlı biçimde ele alıyoruz.
Yolsuz Tescil Kavramı (TMK m. 1024)
Türk hukukunda taşınmaz mülkiyeti kural olarak tescille kazanılır ve tapu sicili, aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilir (tapu sicilinin aleniliği ilkesi). Ancak bazı hâllerde tapu kaydı, gerçek hukuki durumu yansıtmayabilir. TMK m. 1024/2 uyarınca, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil “yolsuz tescil” olarak nitelendirilir. Tapu iptal ve tescil davası, işte bu yolsuz tescilin düzeltilerek, tapu kaydının gerçek hak sahibi adına yeniden tesciline karar verilmesi amacıyla açılır.
Tapu İptal ve Tescil Davasının Başlıca Sebepleri
Fiil Ehliyeti ve Tasarruf Yetkisi Eksikliği
Tescil talebinde bulunan kişinin, işlem tarihinde fiil ehliyetine veya taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmaması, yapılan devri yolsuz hâle getirir. Örneğin, ayırt etme gücünden yoksun bir kişinin yaptığı devir işlemi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Şekil ve İrade Sakatlıkları
Tescile dayanak teşkil eden satış, bağış gibi işlemlerin kanunda öngörülen resmi şekle uyulmadan yapılması ya da yanılma, aldatma, korkutma gibi irade sakatlıklarıyla gerçekleştirilmesi hâlinde, bu işleme dayanan tescil de yolsuz sayılır. Örneğin, gerçekte bir bağış olduğu hâlde tapuda satış gibi gösterilen ve resmi şekil şartına uyulmayan gizli bağış sözleşmeleri, TMK m. 706 ve Tapu Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca geçersiz kabul edilir.
Sahte Vekaletname veya Yetki Aşımı
Bir taşınmazın, sahte bir vekaletnameyle veya vekaletnamede tanınan yetkilerin aşılması suretiyle devredilmesi, yolsuz tescilin sık karşılaşılan bir başka sebebidir.
Aile Konutu Üzerindeki Kısıtlama (TMK m. 194)
Evli bir kişinin, diğer eşin açık rızasını almadan aile konutu olarak kullanılan taşınmazı devretmesi veya bu taşınmaz üzerinde sınırlayıcı bir hak tesis etmesi, TMK m. 194 uyarınca iptal edilebilir bir işlemdir. Bu koruma, taşınmaza aile konutu şerhi işlenmemiş olsa dahi uygulama alanı bulabilir; önemli olan taşınmazın fiilen aile konutu olarak kullanılıyor olmasıdır.
Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma)
Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla bir taşınmazını tapuda satış gibi göstererek devretmesi, muris muvazaası oluşturur ve miras hakkı zedelenen mirasçılar tarafından tapu iptali ve tescil davasına konu edilebilir. Bu davanın ayrıntıları, sitemizdeki “Muris Muvazaası” başlıklı yazımızda ele alınmıştır.
Kazandırıcı Zamanaşımı Yoluyla Tescil (TMK m. 713)
Tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazı, davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın kendi adına tescilini isteyebilir. Bu tür davalar, TMK m. 713/3 uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliklerine (köy veya belediye tüzel kişiliği gibi) karşı açılmalıdır.
Çifte Tapu Kaydı ve Memur Hataları
Aynı taşınmaza ait birden fazla tapu kaydının bulunması (çifte tapu) veya tapu ve kadastro memurlarının kasıtlı davranışları ya da hataya düşmeleri sonucu oluşan yanlış tescil de yolsuz tescil kapsamında değerlendirilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tapu iptal ve tescil davaları, taşınmazın “aynına” (mülkiyet hakkının kendisine) ilişkin davalardır. HMK m. 2 uyarınca görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir; taşınmazın niteliği, büyüklüğü veya değeri bu görevi değiştirmez. HMK m. 12 uyarınca yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir ve bu kesin bir yetki kuralıdır; taraflar anlaşarak farklı bir mahkemeyi yetkili kılamaz.
Davanın Tarafları: Husumet Meselesi
Tapu iptal ve tescil davasında aktif husumet (dava açma hakkı), gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişiye veya onun mirasçılarına aittir. Pasif husumet bakımından ise Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre dava, tapuda son kayıt malikine yöneltilmelidir; taşınmaz el değiştirmişse, devir zincirinin son halkasına kadar takip edilerek doğru davalının belirlenmesi gerekir. Eksik veya yanlış taraf gösterilmesi, davanın usulden reddine yol açabilir.
Zamanaşımı Meselesi
Tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı, davanın dayandığı sebebe göre farklılık gösterir. Mülkiyet hakkına dayanan, yolsuz tescilin düzeltilmesini amaçlayan davalar kural olarak zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir; mülkiyet hakkı, süre geçmekle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Muris muvazaasına dayalı davalar da bu kapsamda zamanaşımından bağımsızdır. Buna karşılık, kadastro tespitinden önceki bir hukuki sebebe dayanılarak açılacak tapu iptali davalarında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca, kadastro tutanağının kesinleşme tarihinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre uygulanır; bu süre geçtikten sonra kadastro öncesi bir nedene dayanılarak dava açılamaz.
İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Korunması (TMK m. 1023)
Tapu sicilindeki bir kayda güvenerek mülkiyet veya diğer bir ayni hak kazanan iyiniyetli üçüncü kişinin bu kazanımı, TMK m. 1023 uyarınca korunur. Bu nedenle, yolsuz bir tescile dayanılarak taşınmaz iyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmişse, bu kişiye karşı tapu iptali istemek genellikle mümkün olmaz; bu durumda zarar gören taraf, ilk devreden kişiye karşı tazminat talebinde bulunmak zorunda kalabilir. İyiniyetin var olup olmadığı, üçüncü kişinin tescildeki yolsuzluğu bilip bilmediği veya bilecek durumda olup olmadığı incelenerek belirlenir.
Dava Sürecinde İhtiyati Tedbir
Tapu iptal ve tescil davaları genellikle uzun sürebildiğinden, dava konusu taşınmazın yargılama devam ederken üçüncü kişilere devredilmesini önlemek büyük önem taşır. Bu amaçla, dava ile birlikte veya dava öncesinde mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edilerek taşınmaza tedbir şerhi işlenmesi sağlanabilir; bu, davacının haklarını dava süresince güvence altına alan önemli bir araçtır.
Tapu kaydının geçmişine ilişkin tüm kayıtları (eski tapu senetleri, satış/bağış belgeleri) toplayın.
Dava açmadan önce, davalı olarak gösterilmesi gereken güncel malik veya malikleri tapu kayıtlarından doğru tespit edin.
Taşınmazın üçüncü bir kişiye devredilme riski varsa, gecikmeden ihtiyati tedbir talep edin.
Kadastro öncesi bir nedene dayanıyorsanız, on yıllık hak düşürücü süreyi kaçırmadığınızdan emin olun.
Bu yazıdaki bilgiler güncel mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları esas alınarak hazırlanmış genel bilgilendirme niteliğindedir; her tapu uyuşmazlığının kendine özgü tapu kayıt geçmişi ve delil durumu bulunduğundan hukuki tavsiye yerine geçmez. Dosyanızı değerlendirmemiz için Yılmaz Hukuk ve Danışmanlık Bürosu'na +90 553 007 93 97 numaralı telefondan ulaşabilir ya da web sitemizdeki iletişim formunu doldurabilirsiniz.
Yorumlar